Tanzimat Dönemi İstanbul Basınında Liberalizmin Muhtelif İzleri

Tanzimat dönemi basınında belli konularda özel olarak kaleme alınmış makaleler görüldüğü gibi muhtelif konular da işlenmiştir. Kendi aralarında bir grup oluşturamayan bu yazılar genellikle seri olarak devam etmemiş, sadece bir nüshada yayınlanmışlardır. Bu yazıları da çalışmamız içinde ayrı bir başlık olarak kullanmayı tercih ettik.

Bu bapta İstanbul’un 114[1] ve 115 numaralı nüshalarında yayınlanmış olan ‘İlerlemek’ başlıklı makaleleri ilk olarak ele alacağız. Mecmua-i Havadis’ten kısaltılarak yayınlanan bu makalelerde öncelikle ilerlemenin gerekliliği vurgulandıktan sonra ilerleyememenin nedeni olarak halkın tembelliği görülür. Devlet yasal düzenlemelerle halkı teşvik etse de halk çalışmadığı sürece bu teşviklerin bir anlamı olmayacaktır. Esnaf eskiden beri süregelen yapıyı muhafaza etmeye çalışmaktadır. Günümüze kadar gelmiş olan “biz babadan böyle gördük” deyimi esnafın arkasına sığındığı bir ifade olmuştur. Bu yolla ticaret Frenklerin eline geçmiştir. Zanaatlar noktasında da durum aynıdır. Zanaat ile uğraşan kimseler ne gelişmeleri takip etmektedirler ve ne de gelişmelerden gereğince haberdardırlar. İşlerin gerileyişine de akıl erdirememektedirler[2].

hayal 196-4

Karikatür 6: Şimdi buldu esnaf eğlenceyi.

Kaynak: Hayal, 4 Eylül 1291: Nu. 196, s.4.

İlerlemek yönündeki bu maniye rağmen ilerlemenin gereği bir sonraki nüshada yeniden vurgulanır. Dünyada tek başına olan bir milletin veya bir kimsenin ilerlemek yönünde çaba göstermesine gerek yoktur. Fakat kendisinden fazla ilerlemiş komşularla çevrili olan milletin ilerlemek noktasında zaman kaybetmesi düşünülemez. Geri kalan milletler de ilerleyen milletlerin baskısı ve taarruzuna maruz kalacaklardır. Bu durum III. Selim zamanında anlaşılmakla beraber birçok gayretler görülmüştür[3].

Şu halde ilerlemek ancak sosyal bir çevre içerisinde mümkün olmaktadır. Tek başına olan bir kişinin veya bireyin ilerlemesi için bir neden görülmemektedir. Bu durumda gelişme olarak görülen şey aslında farklı kişilerin/milletlerin mücadelesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Zayıf bir atıf olsa da Darvinist bir bakış açısı ile karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz.

İlgi çekici bir diğer nokta III. Selim dönemi ile ilgili olarak yapılan tespittir, zira müellife göre, burada (bu makalede) derc edilen fikirler III. Selim zamanında anlaşılarak ‘ilerlemek’ yönünde adımlar da atılmıştır.

Aynı gazete birkaç gün sonra yayınlanan “Demir Yollara Olan İhtiyacımız” başlıklı gazete de şu ifadeler yer almıştır:

“Madem bizde servetin en önemli vasıtası üretimdir ve servetin vasıtalarından yararlanmak için öncelikle kolayca istenilen yere ulaşmanın yolu bulunmalıdır. Bizim için en çok çalışılacak şey yolların yapılmasıdır.

Yollardan en evvel kazanmak istediğimiz vakit değil midir? Öyle ise bu vaktin daha çabuk nasıl kazanılacağını araştırmalıyız. Tecrübeyle sabittir ki şimdiki araçlar arasında nakliye araçları arasında en evlası trenlerdir[4].

Özetle yol olmayan yerlere şöse yolu ve şöse olan yere demiryolu yapmalıyız bir saat vakit geçirmeye gelmez”.[5]

Bu makale de ulaşımın servetin gelişmesi için bir zorunluluk kabul ederek demir yollarının gerekliliğine işaret etmiştir.

Tanzimat basınında görülen bir diğer unsur da ticaret antlaşmalarıdır. Osmanlı Devleti sadece 1838 ve bunu izleyen yıllarda ticaret antlaşmaları yapmamıştır, fakat değişik zamanlarda birçok antlaşma yapmıştır. Ticaret antlaşmaları özellikle Osmanlı ekonomisinin gelişim ve dönüşümü açısından üzerinde sıkça durulan belgelerdir. Resmi niteliğe haiz olan bu belgeler zaman zaman basında da yer almıştır. Nitekim Osmanlı Devleti’nin Fransa[6], İngiltere[7], İtalya[8], İsveç ve Norveçya[9] ile yaptığı ticaret antlaşmaları yayınlanmıştır.

Modern bir ayrım olarak sayabileceğimiz özel mallar ile kamusal mallar şeklinde bir ayrım doğrudan yapılmasa da buna yaklaşan bir ifade[10], insanların birbirlerine muhtaç olmalarının işlendiği bir yazı[11], Koçi Bey risalesinin İstanbul’da yayınlandığına dair bir haber[12], ‘Sanayi ve Makineler’ başlıklı bir makale[13] yapılan okumalarda karşılaşılan metinler olmakla beraber bunları çalışmamız içinde kullanmamız mümkün olmamıştır. Konuların ancak dolaylı bir şekilde işlenmiş olması ve doğrudan ekonomik bir yaklaşım barındırmamaları onları çalışmamızın dışında bırakmıştır. Başka çalışmalarda kullanılabilecekleri düşünülerek işaret edilmekle yetinilmiştir.


[1] Gazetedeki ifadelerden anlaşıldığı üzere bu makale asıl olarak 113 numaralı nüshadan başlamaktadır. Fakat sabahleyin yayınlandığına işaret olunan bu nüshayı göremediğimiz için biz 114 numaralı nüshadan başlıyoruz.

[2] “İlerlemek”, İstanbul, 27 Cemaziyülevvel 1284: Nu. 114, s. 1–2.

[3] “İlerlemek”, İstanbul, 3 Cemaziyülahir 1284: Nu. 118, s. 1.

[4] Orijinal metinde ‘demir yol arabası’ ifadesi kullanılmıştır.

[5] “Demir Yollara Olan İhtiyacımız”, İstanbul, 7 Cemaziyülâhır 1284: Nu. 125, s. 1.

[6] “Memalik-i Devlet-i Aliye ile Fransa Memaliki Beyninde Mevcud Olan Münasebat-ı Ticaretin Bir Kat Daha Tesvi’ ve Teshili Zımnında Muahedei Kadimei Ticareti Ta’dilan ve Mevcud-ı Akid Olan Ticaret Muahedesinin Suretidir”, Tercüman-ı Ahval, 28 Rabiulevvel 1278: Nu. 88, s.2–4. Antlaşmanın tamamı 18 madde olup bu nüshada tamamı yayınlanmıştır.

[7] “Memalik-i Devlet-i Aliye ile İngiltere Memaliki Beyninde Mevcud Olan Münasebat-ı Ticaretin Bir Kat Daha Tesvi’ ve Teshili Zımnında Muahedei Kadimei Ticareti Ta’dilan ve Mevcud-ı Akid Olan Ticaret Muahedesinin Suretidir”, Tercüman-ı Ahval, 2 Rabiulahir 1278: Nu. 88, s. 2-4; “Geçen Numerumuzda Yazılan Ticaret Muahedesinin Bakiyesidir”, Tercüman-ı Ahval, 4 Rabiulahir 1278: Nu. 89, s. 2–4. Toplam 23 maddeden oluşan bu antlaşma iki nüshada yayınlanmıştır.

[8] İtalya devleti ile yapılan ticaret antlaşmasının yayınının hangi nüshada başladığını tam olarak tespit edemedik. Ancak antlaşmanın 5. maddesinin yayınlanmaya başladığı nüshadan başlayarak 3 sayı devam ettiğini tespit edebildik. Bunlar sırasıyla: “Memalik-i Devleti Âliye ile İtalya Beyninde Akt Olunmuş Olan Ticaret Muahedesinin Ma-bâ’dıdır”, Tercüman-ı Ahval, 28 Cemaziyülevvel 1278: Nu. 112, s. 2-3; “Memalik-i Devleti Âliye ile İtalya Beyninde Akt Olunmuş Olan Ticaret Muahedesinin Ma-bâ’dıdır”, Tercüman-ı Ahval,  6 Cemaziyülahır 1278: Nu. 115, s. 2-3; “Memalik-i Devleti Âliye ile İtalya Beyninde Akt Olunmuş Olan Ticaret Muahedesinin Ma-bâ’dıdır”, Tercüman-ı Ahval, 8 Cemaziyülahır 1278: Nu. 116, s. 2-3. 116 numaralı nüshada sonlanan antlaşma yayınında son madde 23 numarasını taşımaktadır.

[9] “Memalik-i Devlet-i Aliye ile İsveç ve Norveçya Memaliki Beyninde Mevcud Olan Münasebat-ı Ticaretin Bir Kat Daha Tesvi’ ve Teshili Zımnında Muahedei Kadimei Ticareti Ta’dilan ve Mevcud-ı Akid Olan Ticaret Muahedesinin Suretidir”, Tercüman-ı Ahval, 6 Muharrem 1279: Nu. 201, s. 2-3; “Tab Olunmakta Olan Ticaret Muahedesinin Ma-bâ’dıdır”, Tercüman-ı Ahval, 9 Muharrem 1279: Nu. 202, s. 2-3; “Tab Olunmakta Olan Ticaret Muahedesinin Ma-bâ’dıdır”, Tercüman-ı Ahval, Nu. 209, s. 2-3.

[10] “İstihsal Ve İstihlak”, Hakayik-ul Vekayi, 7 Cemaziyülevvel 1289: Nu. 614, s. 1: “istihlakat hususiyet ve umumiyet itibarıyla dahi ikiye münkasım bulunmuş ve herkesin  suret-i hususiyede ve bila kayd etmekte olduğu istihlakata istihlakat-i hususiye ve hermemleketin kavanin-i mahsusasına göre ahalisinin vergi ve rüsüm tarıklarıyla hissedar oldukları istihlakata istihlakat-i umumiye denilmiştir.”

[11] “İnsan Yekdiğerine Muhtaçtır”, Hülasat-ül Efkâr, 3 Cemaziyülâhır 1290: Nu. 6, s. 1-2.

[12] Tasvir-i Efkâr, 28 Şaban 1279: Nu. 67, s. 1. Bu ilan çalışmamız için ekonomik bir analiz imkanı taşımamaktadır, ancak Cumhuriyet döneminde Osmanlı reformları üzerine yapılan bir çok çalışmada, anılan risaleye yapılan atıfları görmek mümkündür. Bu nedenle böylesi bir metnin Osmanlı basınında yayınlanması dikkat çekici bir nokta olabilir.

[13] “Sanayi ve Makineler”, Mizan, 28 Eylül 1267 (R): Nu. 116, s. 1094–1096.

Reklamlar