Ekonomiyi yeniden düşünmek

Ekonomik krize dair açıklamaları anlamakta zorlanıyorum. Beşeri özellikleri de matematiksel analizlerle ifade edilebilir, modellenebilir olmasına rağmen kriz açıklamaları oldukça garip. Kızılderili kabilelerinin büyücü hekimleri gibi garip açıklamalar yapıyor ekonomistler. Tur dağından Hz. Musa inmiş de onu dinler gibi dinliyoruz biz de. Rasyonelliğiyle övünen kapitalizm bu krizi de atlatacağını piyasanın daha iyi bir noktaya evrileceğini vaat ediyor, ama ne sebepleri açıklıyor ne de çıkışı gösteriyor.

Şu halde ekonomi bilgisi dediğimiz bütüncül bir bakış açısı değil, sadece banka işlemleri gibi bir dizi işlem bilgisinden oluşuyor. Zira ekonomist geçinenler bile ne olduğunu anlatamıyorsa ortaya kimsenin ekonomi bilmediği gerçeği çıkıyor.

Bugün hala devlet müdahalesi, serbest piyasa, finans piyasalarının düzenlenmesi, kamu harcamalarının kısılması gibi seçenekler üstün körü tartışılıyor. Krizin nasıl başladığı nasıl yayıldığı tekrar tekrar anlatılıyor, fakat “kriz neden çıktı?” sorusu bir türlü yanıtlanmıyor. Belki de yanıtlanamıyor.

Bazı solcular da krizi fırsat bilerek kapitalizm eleştirilerini yüzeysel olarak yeniden dolaşıma sokuyorlar.  Bütün ‘söz’ler çok önemli, en iyi sonuca ulaşmak için hepsine kulak vermemiz gerekiyor. Ne var ki bugün söylenenler geçmişin silik fantezileri olmaktan öteye geçemiyor.

Paradan para kazınılan, faizin sistematik olarak ekonomileri yuttuğu, gelir adaletinin bir türlü sağlanamadığı bir dünyada yaşıyoruz. Gittikçe sanallaşan bir hayat içerisinde ekonomi hala kanlı canlı bir organizma; evet, insanlar bütün işlerini bir ‘masa üstü’nden idare edebilirler, fakat yemeklerini orada yiyemiyorlar. Kim bilir belki bir gün ‘gazap vadileri’ni yazan bir yazarı okuruz.

Adına ne dersek diyelim tüm dünyada geçeri olan bir tek ekonomik sistem yok. Ve insanlar o ya da bu şekilde yaşamaya devam ediyorlar. Bugün bize düşen belki de her şeyi yeni baştan ele alarak daha adil bir ekonomik hayatın nasıl oluşturulabileceğini araştırmak.

Haftalar boyu heybemizden yedik, şimdi yeni şeyler söylemek zamanı.

Ve evet, Tanzimat’tan biz de sıkıldık…

Reklamlar