Hrant Dink’in Kanı

Etyen Mahçupyan önce arkadaşlarını sonra da parazitlerini yazı Hrant Dink’in. Bu yazı da o yazılanlar sayesinde yazılıyor.

Ölünün arkasından konuşulmaz. Oysa biz yerli yersiz Hrant Dink’in arkasından konuşmaya devam ediyoruz. Üstelik doğrudan onun yerde kalan kanı üzerinden kendimize çıkar sağlamak için yapıyoruz bunu.

Birinci dereceden sahip olmadığımız bir acı üzerine mümkün olduğunda dikkatli konuşmak gerekir. Ailesi, dostları, çalışma arkadaşları, beraber hayat mücadelesi verdiği insanlar dururken piyangodan çıkar gibi nara atmak ne sahici ne de ahlaki. Etyen Mahçupyan bu tavırların AK Parti karşıtlığından beslendiğini gayet net bir biçimde tespit ediyor.

Hrant Dink’in etnik kökeni, dili, dini, ideolojisi davası açısından hiçbir engel teşkil etmiyor. Aksine ne kadar marjinal bir profile sahipse o kadar büyük bir dikkatle korunması gerekiyor. Her gün işlenen o kadar cinayet arasından bu davanın önemi de buradan geliyor. Davanın resmi sürecine karşın insanların vicdanında bu hala böyle.

AK Parti karşıtlığıyla Hrant Dink’i savunmak ve kendi ideolojik kampına mensup kılmak ayrı bir kurnazlık. Güce tapmaktan bahsederken hep iktidarda olanlardan bahsederiz. Oysa iktidar bir tane değildir. Muhalefetin de kendi iktidarı vardır. Kendi rantı ve kendi yandaşları. Hiçbir zaman insanlar tek bir güç etrafında birleşmezler. Hz. Peygamber’i aralarındaki en emin insan olarak tanıyan ve tanıtan bazı insanlar onun peygamberliğini kabul etmemiş, onu ve taraftarlarını ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmıştır. Onları buna iten, hiçbir putun kulluğu falan da değildi.

Bugün sosyalist, İslamcı, ülkücü, Osmanlıcı geçinen birçok insanın fiili olarak kapitalizmin avucunda yaşadığını idrak edememesine bilmem ki ne demeli? Hem de öyle piyasa kapitalizmi falan değil düpedüz ahbap çavuş kapitalizmi. Ne ki kapitalizmi eleştirmek tek başına yetmiyor, ortaya çözüm de koymak gerekiyor. Ve çözüm köşelerden fiyakalı yazılar yazmakla, şövalye veya mücahit ayaklarına yatmakla hiç mi hiç olmuyor.

Kendilerini tarihi bir şahsiyet olarak kabul edip ateşten gömlek giyen insanların samimiyetine inanmak elbette mümkün. Fakat görünen o ki birileri terlemezken birileri yanıp kül oluyor. Galiba gömleği giyenler pek reklam yapmayı bilmiyor. O da onların kabahati tabi!

Eğer haklının, mazlumun yanında ırkını, dilini, dinini dikkate almadan sadece haklı ve mazlum olduğu için yer almıyorsanız, sadece canınız yandığında “adalet!” diye bağırıyorsanız hiç değilse başkalarını istismar etmeyin. Merak etmeyin, haksızlığa uğrarsanız adalete, hakka inanan insanlar sizi gene savunur. Tabi siz gene de koyunlar üzerine çok yalan söylemeyin.

Reklamlar