Bilgi – Beceri

“İnsan şu koca âlemin bir küçük meyvesidir. Âlemi küçültsen insana, insanı büyültsen koca âleme benzer”.

“İnsan yaşamak için çalışmaz, çalışmak için yaşar.”

 

Ekim 2012

Bilgi – Beceri

İlk hücre tam bir hücredir. Canlıya ait tüm genetik kodlar bu ilk hücrede mevcuttur. Ancak genetik özellikler ancak belli noktalarda ortaya çıkarlar. Bunun için de hücrenin bölünerek dokuları, organları ve sistemleri oluşturması gerekir. Canlı gelişmesini tamamladıktan sonra da artık hücrelerde farklılaşma görülmez. Sadece ölen hücrelerin yerine – o da belli oranda – yenileşme görülür.

Örnek: bir tohum ile bir bitki oluşur. Bitki oluşurken gövde ve yapraklar meydana gelir. –Bitki türüne göre – çiçek açtıktan sonra meyve meydana gelir. Meyve veren ağaçta artık yeni bir doku meydana gelmez, yalnızca kendi hayatiyetini devam ettirecek şekilde bir gelişme gösterir.

“İnsan şu koca âlemin bir küçük meyvesidir. Âlemi küçültsen insana, insanı büyültsen koca âleme benzer[1].”

İlmi gelişme

İnsan zayıf ve cahil olarak doğar. Yani doğuştan herhangi bir teknik beceriye veya bilgiye sahip değildir. Bilgi konusunda farklı felsefi yaklaşımlar olsa da öğrenme süreci genel kabul görür.

Örnek: arı bal yapmayı bildiği halde doğar. İnsanoğlu ise doğuştan bir iş yapma bilgisine sahip değildir, bunu ancak deneyimleriyle öğrenir. Doğuştan marangozluk bilgisine sahip olan kimse yoktur. Diğer canlılarla kıyaslandığında insanın yaptıkları/yapabildikleri hayatını devam ettirmenin çok üzerindedir. Bütün canlılar barınma ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayacak bilgi ve becerilere sahiptir. İnsanda ise bunları geliştirme kabiliyeti mevcuttur.

Teknik gelişme

Bir iş yapılacağı zaman bir plan oluşturulur. Teknik veya tahmini de olsa planın hedefleri vardır. Uygulama ile hedef elde edilemezse planda değişikliğe gidilir. Veya zamanla hedefler farklılaştığından plan farklı şekilde yapılır. Değişiklikler uygulamaya da yansır. Bu sayede gelişme sağlanır.

Tarih öncesi dönemler kalıntılar sayesinde incelenir. Kalıntıların insanlara mı yoksa başka canlılara mı ait olduğu nasıl tespit edilebilir? İnsan özellikleri dikkate alınarak bu soruya basitçe cevap verilebilir. Mağaralar ve içindeki eşyalar incelenir. İki husus dikkate alınır: birincisi bir mağarada bulunan eşyalar, ikincisi de bütün mağaralarda bulunan eşyalardır. İnsanların kullandığı mağaralarda çok sayıda ve bir birinden farklı eşyalar bulunur. Diğer canlılarda eşyalar arasında ince farklılıklar bulunsa da eşyalar büyük oranda sayıca ve şekilce aynıdır. Ayrıca eşyalar temel ihtiyaçlara yöneliktir. Her bir insan nasıl ki bir diğerinden farklıysa her bir insanın yeteneği de yekdiğerinden farklıdır. Farklı yetenekler üretimin de farklı olmasını beraberinde getirir.

Temel Varsayımlar

1.      Varsayım: Kabiliyete göre eğitim

  1. Kural: Temel ilkemiz özgürlük olduğundan herkes kendi eğitimine kendi karar verebilmelidir. Kimse bir eğitimi zorla almamalıdır.
  2. Kural: Eğitimin temel amacı ‘ehliyet’ sahibi olabilmektir, çünkü kişi ancak bu şekilde çalışma hayatına katılabilir.

Yukarıdaki iki kural birbiriyle çelişir görünmektedir. Çünkü insanlar yetenekleri doğrultusunda iş yapmak ve çalışacak bir iş bulmak arasında ikilemde kalmaktadırlar. Doğru olan kişilerin ‘ihtiyaç’ları bilerek yetenekleri doğrultusunda tercih yapmasıdır. Yani kişi seçim yaparken ihtiyaçları önceden görebilmelidir.

Kişi yetenekleri doğrultunda eğitim görürse ehliyeti daha kıymetli olur. İş de ehliyet sahibi birinin çalışmasıyla ortaya çıkar. O halde yetenek, eğitim ve ihtiyaç verimi doğru orantılı olarak arttıran faktörlerdir.

Herkes kendi ihtiyacını en iyi kendisi bilir. Kişi ihtiyaçlarını listeleyerek sipariş verir. Bu ihtiyaçların üretilmesi için belli ehliyetlere sahip insanların bulunması gerekir. Kişi eğitim tercihlerini yaparken bu talepleri dikkate alır. Dolayısıyla eğitim kabilet ile beraber ihtiyaçları esas alır.

Eğitim derinlemesine ve genişlemesine olmak üzere iki şekilde yapılır.

Derinlemesine eğitim

Kişi bir konuyu seçer ve onda uzmanlaşır. Bu kişiler üretici olurlar. İşlerini en iyi biçimde yaparlar fakat yönetici olamazlar. İşi ve çalışmayı severler.

Örnek: Kış aylarında arılar kovandaki bal tükenmeden ölürler. Bal azaldıkça arıların da iştahı kesilir ve zamanla açlıktan ölürler. Onları hayatta tutan şey çalışmaktır.

Genişlemesine eğitim

Bütün işleri parça parça öğrenir. Bir konuda uzmanlaşmaz. Becerisi ve üretime katılımı sınırlı olur. Organizasyon yaparak yönetici olur.

Ameli eğitim

Bugün genel geçer standart bilgileri zorla öğretmeyi esas alan bir eğitim sistemi mevcuttur. Oysa eğitim çocuğun kabiliyetlerini ortaya çıkarmayı hedeflemelidir. Oyunlar ve dersler bu amaçla düzenlenmelidir. Elde edilen veriler de düzenli olarak kaydedilmeli ve bir çocuğun yetenekleri olabildiğince net ve eksiksiz olarak tespit edilebilmelidir.

Netice olarak öğrenim ve eğitim karşılıklı ilişki içerisindedir. İnsan yaratılış itibariyle cahil ve aciz olsa da öğrenim ve eğitimle dünyadaki hakim canlı olmuştur. Hakimiyetinin temeli de bilgi ve becerilerini geliştirmesidir. Dolayısıyla öğrenim ve eğitim bir birinden ayrı olarak düşünülemez[2].

Çalışma ve öğrenim

Bugün birçok insan belli bir yaşa gelmeden hiçbir iş yapmıyor. Bazı kimseler de sosyo-ekonomik nedenler okuyamıyor ve küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlıyor. Her ikisi de doğru değil.

Bir gün zorunlu çalışma ve dinlenme saatlerine ek olarak gönüllü öğrenim ve eğitim yapılabilecek şekilde düzenlenmelidir. Zorunlu çalışma saatleri dışında derinlesine öğrenim yeteneği olanlar işte, genişlemesine öğrenim yeteneği olanlar da okulda eğitimine devam edebilmelidir. Böylece derinlemesine eğitim gören kişi bir süre sonra iş yapmak için kredi alma hakkı kazanır. Genişlesine eğitim yapan kişi de ilim sahibi olur.

Zorunlu ve gönüllü çalışma veya öğrenim geçinmekten bağımsız olarak düşünülmeldir. Bir kimse hiç çalışmasa da hayatını devam ettirebilir. Temel ihtiyaçları toplumsal mekanizmalarla karşılanır. İnsan yaşamak için çalışmaz, çalışmak için yaşar.

Planlayıcılar ve uygulayıcılar

Plan ve uygulama birbirinden farklıdır. Dolayısıyla planlayıcıların ve uygulayıcıların nitelikleri de birbirinden farklıdır.

Uygulayıcılar, anlatılan projeyi anlayıp uygularlar. Verilen karara uygun olarak çalışırlar. Projenin bir aşamasında değişiklik yapmayı düşünmezler. Önemli olan alınan kararın uygulanmasıdır. Yenilik ve icat yapmazlar, sebatkardırlar.

Planlayıcılar başlangıçtaki hedeflerle elde edilen sonuçları karşılaştırarak analiz yapar ve yeni projeler üretirler. Bir proje üzerinde çalışırken birçok farklı alternatif düşünerek birçok değişiklik yaparlar. Yenilik ve icat peşinde koşarlar, yenilikçidirler.

Proje yapımı

  1. Sistem içinde proje yapma: hayat her zaman yeniliklerle doludur. Fakat gelişmiş sistemlerde yenilik yine sistemin esasları dahilinde olur.
  2. Yeni sistem üreticileri: mevcut sistemin ilkelerinden farklı olarak yeni ilkeler ışığında proje yaparlar.

Örnek: ekonomik sistemler ve mezhepler bu konuda açık örneklerdir. Ebu Hanife’nin izinden giden birçok müçtehit aynı usul içinde içtihatlar yapmışlardır. Farklı mezhepler farklı usulleri esas alır. Kapitalist sistem içinde gelişme kendi esaslarına göre olur. Farklı bir ekonomik sistem kurulabilmesi için yeni bir usul ve yaklaşım gerekir.

Yazı çeşitleri

  1. Latince harf yazısı.
  2. Arapça harekeli yazısı.
  3. Hece yazısı (çince gibi).
  4. Şekil yazısı (matematik, proje işaretleri, trafik işaretleri gibi).

Her bir yazı çeşidi farlı avantajlar sunar. İnsan toplulukları dil ile beraber belli bir birikime sahip olurlar. Bu birikim sanat ve hukuk belli düzeylerde varolur.

İleriki bölümlerde anlatılacağı üzere öğrenim düzeyleri yerleşim yerlerine göre belirlenir. Ve insanlar öğrenim gördükleri düzeyde iş yapabilecekleri yerde ikamet ederler.


[1] Bediüzzaman, Haşir Risalesi

[2] Türkçede eğitim, öğrenim anlamını da kapsamaktadır. Çalışmamızda da teknik eğitim veya mesleki eğitim gibi özel kullanımlar dışında bu anlamda kullanılmaktadır.

Reklamlar